Hz. Osman B. Affan (ra)

Hayatı ve İslam’a Girişi

Osman b. Affân (ra), Raşid Halifelerin üçüncüsüdür. Ümeyye oğullarındandır. Nesebi, Abdi Menaf’ta Resulullah (sas) ile birleşir. Fil olayından altı sene sonra Mekke’de doğmuştur. Annesi, Erva binti Küreyz’dir. Büyükannesi, Resulullah (sas)’in halası Beyda’dır. Künyesi, Ebû Abdullah’tır.1

Hz. Osman (ra), Hz. Ebu Bekir (ra)’in daveti ile müslüman olanlardandır. O zaman otuz dört yaşlarında idi ve ilk iman edenlerdendi.2 İslam’a girdiğinden haberdar olan amcası Hakem b. Ebil-Âs ona şiddetli baskı yaptı. O tarihte Peygamberimiz (sas)’in kızı Rukayye ile evli idi. Mekkeli müşriklerin baskı ve işkenceleri yoğunlaşınca Habeşistan’a hicret etti.3 Peygamberimiz (sas) Medine’ye hicret edince o da Medine’ye hicret etti.4

Resulullah (sas)’in

Hadis
“Rume kuyusunu kim açarsa, ona Cennet vardır”

müjdesi üzerine bir yahudinin mülkiyetinde olan Rume kuyusunu yirmi bin dirheme satın aldı, müslümanların istifadesine sundu.5

Hz. Rukayye ağır hasta olduğu için Bedir savaşından geri kaldı. Hz. Rukayye ordu Bedir’de iken vefat etti, zafer müjdesinin geldiğ gün defnedildi. Fiili olarak Bedir’de bulunmamış olmasına rağmen Bedir’e katılanlardan sayılmış ve ganimetten ona da pay ayrılmıştır.6 Bedir’den sonra ki bütün gazalara katılmıştır. Daha sonra Allah’ın Rasulü, onu diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirmiştir. Hicretin 9. senesinde Ümmü Gülsüm vefat edince Resulullah (sas),

Hadis
“Eğer kırk tane kızım olsaydı bir tane kalmayıncaya kadar onları Osman’la evlendirirdim”

bir başka rivayette ise Hz. Osman (ra)’a

Hadis
“Üçüncü bir kızım olsaydı muhakkak ki seninle evlendirirdim”

buyurmuştu.7 Resulullah (sas)’in iki kızıyla evlenmiş olması sebebiyle “iki nûr sahibi” anlamında, “Zi’n-Nureyn” diye lakap verilmişti. Zatü’r-Rika ve Gatafan seferlerinde Resulullah (sas), onu Medine’de kendi yerine vekil bırakmıştı.8 Hz. Osman (ra)’ın Hz. Rukayye’den doğan oğlu Abdullah, altı yaşında iken Medine’ye hicretin dördüncü yılında bir horozun yüzünü gözünü tırmalaması sonucunda hastalandı ve vefat etti.9

Rasulullah (sas), Hudeybiye anlaşması öncesi müşriklere elçi olarak Hz. Osman (ra)’i gönderdi. Gönderirken de şunları ifade buyurdu:

Hadis
“Git ve Kureyş’e haber ver ki, biz buraya hiç kimse ile savaşmaya gelmedik. Sadece şu Beyt’i ziyaret ve onun haremliğine saygı göstermek için geldik ve getirdigimiz kurbanlık develeri kesip dönecegiz”.

Hz. Osman (ra), Mekke’ye gitti ve onlara bu hususları bildirdi. Ancak onlar; “Bu asla olmaz. Mekke’ye giremezsiniz” dediler. Onların bu red cevabı Hz. Osman (ra)’in öldürüldüğü şeklinde ulaştı. Bunun üzerine bey’at alındı ki bu bey’ata Rıdvan Bey’atı denilir. Bu durumdan korkan müşrikler, anlaşma yolunu tercih ettiler.10 Müşrikler, Osman (ra)’a isterse Kâ’be’yi tavaf edebileceğini bildirmişler. Fakat o, “Allah’ın Rasulü (sas) tavaf etmeden, ben tavaf etmem” cevabını vermişti. Hudeybiye’de bulunan sahabiler ise Resulullah (sas)’a: “Osman Beytullah’a kavuştu, onu tavaf etti; ne mutlu ona” dediklerinde Resulullah (sas):

Hadis
“Beytullah’ı biz tavaf etmedikçe, Osman da tavaf etmez”.

buyurmuştur”. 11

Hz. Osman (ra), varlıklı biri idi. İslam’a ve müslümanlara gereken her türlü yardımı esirgemedi. Ceyşu’l Usre (zorluk ordusu) diye bilinen Peygamber ordusunun üçte birini teçhiz etmiş olduğu bildirilmiştir ki, bu ordunun sayısı otuz bin idi.12 Onun bu davranışından çok memnun olan Allah’ın Rasulü (sas);

Hadis
“Ey Allah’ım! Ben Osman’dan razıyım. Sen de razı ol” 13

diyerek dua etmiş, devamında

Hadis
“Bundan sonra Osman’a işledikleri için bir sorumluluk yoktur”14

buyurmuştur.

 

Hilafeti

Hz. Ömer (r.a), yaralanınca hilâfete geçecek kimsenin tayin edilmesi için altı kişiden oluşan bir şura oluşturmuştu. İstişareler sonunda Hz. Osman halifeliğe getirildi.15 İlk biat eden Abdurrahman b. Avf (ra) olmuş; ikinci biat eden ise Hz. Ali (ra) olmuştur.16 Hz. Osman (ra), İslâm tebliğinin girmiş olduğu yaylma sürecini aynı hızla devam ettirmeye çalıştı. O, Kuzey Afrika ve Kıbrısı fethetmiş, İran’daki ayaklanmaları bastırarak merkezî yönetimin nüfuzunu yeniden tesis etmiştir. İlk defa İslam ordularının deniz savaşları yapmasına müsaade etmiştir. İslam, doğuda Çin sınırına batıda Atlas okyanusuna, kuzeyde Anadolu içlerine kadar yayıldı.

Hz. Osman (ra), Mescid-i Nebi’nin genişletilmesine ihtiyaç duydu. Mescidi yeniden süslü taşlarla inşa etti. Taş sütunlar dikerek tavanını sac (bir cins agaç) ile kapattı. Uzunluğunu yüz altmış, genişliğini de yüz elli zira’a çıkarttı.17

Hz. Osman (ra), İmam nüsha olan Mushafı çoğaltarak degişik eyaletlere gönderdi.18

Hz. Osman (ra), hilafetinin altıncı yılında Resulullah (sas)’a ait olan; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’den sonra kendisine intikal eden mührü Medine’deki Arîs kuyusuna düşürdü. Onu bulacak olana büyük miktarda para vadinde bulunmuş, ancak bütün aramalara ragmen bu mühür bulunamadı. Hz. Osman (ra), buna çok üzüldü.19

Hz. Osman (ra), on iki sene hilâfet makamında kalmıştır. Bunun ilk altı senesi huzur ve güven içerisinde geçti. Yönetimden şikayet söz konusu olmadı. Kureyş, onun yumuşak ve toleranslı idaresini çok iyi karşılamıştı. Onun bu yumuşak huyluluğundan istifade eden bazı valiler sorumsuz davranışlar sergilemeye başlamışlardı. Bu da yavaş yavaş bir fitne ve kargaşa ortamının oluşmasına zemin hazırlamıştı. Tarihte bilinen fitne ve fesatlar nedeni ile Hz. Osman (ra) efendimiz, zulmen şehid edildi. Yaşı 82-90 arasında idi. Cenazesi gece Cennetü’l Baki’, mezarlığına defnedildi. Namazını Cübeyr b. Mut’im, Hakîm b. Hizam veya el-Misver b. Mahreme’nin kıldırdığı rivayet edilmiştir.20 kıldırdı.

Hz. Osman (ra), cennetle müjdelenen on sahabeden biri idi. Peygamberimiz (as), onun hakkında

Hadis
“Her peygamberin cennette bir arkadaşı vardır. Benim refikim ise Osman’dır”. 21

Bir başka hadis-i şerifte ise,

Hadis
“Mazlum olarak öldürüleceksin, kanından bir damla Bakara suresi, 137. Ayette geçen ُ َ َسَیْكفِیَك ُھ ُم َّالله ف ayeti üzerine dökülür”

Gerçekten de şehid edildiği sırada Kur’an-ı Kerim okumaktaydı.22

 

Alınacak Dersler:

  1. Hz. Osman (r.a.) efendimiz, hayanın ve cömertliğin timsalidir.
  2. Haya öyle bir sıfattır ki, melekler bile haya sahibine gıbta ederler.
  3. Aşere-i mübeşşerenin ulularından olan Hz. Osman (r.a.)’a dil uzatmak büyük vebaldir.
  4. Peygambere sadakatle bağlı olma noktasında Hz. Osman (r.a.) efendimizin Hudeybiye gününde Ka’be’deki tutumu tam bir güzel örnektir. İbret almalıyız.

  1. İbn Hacer el-Askalânî, el-İsabe fi Temyîzi’s-Sahabe, Bagdat t.y., II, 462; İbnül Esîr, Üsdül-gâbe, III, 584-585; Celaleddin es-Suyûtî, Târihul-Hulefâ, Beyrut 1986, 165
  2. Siretu İbn İshak, istanbul 1981,121; Üsdü’l-Gâbe, aynı yer; Askalanî, aynı yer
  3. İbn Sa’d, Tabakatül-Kübra, Beyrut t.y., I, 207
  4. İbnül-Esîr, Üsdül-Gâbe, 585; Ibn Sa’d, a.g.e., 55-56
  5. Buharî, Fezailü’l-Ashab, 47
  6. Üsdül-Gâbe, III, 586; Suyutî, a.g.e., 165; H.İ.Hasan, Tarihu’l-İslâm, I, 256
  7. Üsdül-Gâbe, aynı yer
  8. Suyuti, a.g.e., 165
  9. İbn Sa’d, a.g.e., III, 53, 54
  10. İbn Sa’d, II, 96, 97
  11. Vakidî’den naklen, A. Köksal, a.g.e., 178-179
  12. Asım Köksal, IX/162
  13. İbn Hişam, Sîre, IV,161
  14. Suyûtî, a.g.e.,169
  15. Suyuti, a.g.e.,171, 172; İbn Hacer, a.g.e., 463; H.i.Hasan, a.g.e., I, 258, 261 
  16. İbn Sa’d, a.g.e., III, 62
  17. Süyuti, a.g.e., III/173
  18. İbnül-Esîr a.g.e., III,111-112; H.i. Nasen, a.g.e., I, 510-513
  19. Ibnül-Esir, III, 133
  20. Üsdü’l Gabe, III/586
  21. Üsdü’l Gabe, III/582
  22. Üsdü’l Gabe, III/586

Tüm Ev Sohbetlerini burdan indirebilirsiniz.

Fatih Şahin

Fatih Şahin 2010 yılından günümüze kadar Merkez Camii Reutlingen Şube Yönetim Kurulunda yer almaktadır. Son olarak Cami Sekreterliği ve EMUG Başkanlığı görevini ihya etmektedir ve mesleki hayatında bilgisayar mühendisi olarak çalışmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest