İslam’a Giriş

Ruh ve cesetten oluşan muhteşem varlık olan insan mahlukatın en üstünüdür.

İsra, 17:70
Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.

Dış görünüşünün güzelliği ile ruhundaki incelik ve derinlikleriyle de müstesnadır.

Tîn, 95:4
Biz insanı en güzel biçimde yarattık

Ayrıca, kendisine akıl ve düşünebilme yeteneği de verilmiş olması sebebiyle de insan bütün, yaratılmışların gözbebeği ve alemlerin özüdür. Sayısız nimet ve güzellikleriyle bu dünya insanın hizmetine tahsis edilmiştir. Buna karşılık olarak yaratıcısını tanımak, O’na inanmak ve ibadet etmek gibi sorumluluklar yüklenmiş ve ondan söz alınmıştır.

Maide, 5:7
Allah’ın size olan nimetini, “Duyduk ve kabul ettik” dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.
A’raf, 7:172
Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler.
Zariyât, 51:56
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattı.

Bu geçici dünya hayatında, ebedi âlem dediğimiz âhiret yurdunda arzulanan mutluluğu elde edebilmek ise, işte bu söze bağlı kalmakla mümkün olacaktır. Bunu ise, ancak bir hak dine inanmak ve o dinin temellerine uygun ibadet etmekle elde etme imkânı vardır ki, bu din İslâm dînidir.

Bakara, 3:19
Allah nezdinde hak din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.

Bir dîne inanma düşüncesi insanlık tarihi ile denktir. İnsanlık var olduğu sürece de devam edecektir. İnsan fıtratında, kendisini yoktan var edeni bilme, O’na inanma, bağlanma gibi duygular vardır. Fıtratı bozulmamış her insanın ruhu buna ihtiyaç duyar. Aynen yeme, içme, uyuma ve benzeri bir kısım biyolojik ihtiyaçların hissedilmesi gibi. Ancak ruh ve akıl yolu ile hissedilen bu dinin insanı tatmin edebilmesi ve gereği gibi Rabbine ibadet etmesi için bir yol göstericiye de ihtiyaç vardır. Bunlar ise, insanların arasından seçilmiş olan peygamberlerdir.

Ra’d, 13:30
(Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman’ı inkar ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Sadece O’na tevekkül ettim ve dönüş sadece O’nadır.

Dinî kuralları koyan Yüce Allah’ın kendisidir. Peygamberler de dahil hiç bir insanın din kurma yetkisi yoktur. Peygamberler, dinî hükümleri tebliğ ederler; bizzat uygularlar ve örnek olurlar.

Nahl, 16:64
Biz bu Kitab’ı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.

Yukarda da ifade edildiği gibi, din fikri, ilk insan ve ilk peygamber Hz.Adem (a.s.)’la başlamıştır. Peygamberlerin getirmiş oldukları dinlerdeki temel prensipler değişmez. Ancak zamanın, mekanın, sosyal şartların değişmesi ve gelişmesine bağlı olarak bazı hükümler tekâmül ederek değişebilir. Son hak din olan İslâm, kemal noktasına ulaşmış olmakla kıyamet gününe kadar insanlığın tabi olacağı hak din olarak devam edecektir.

Maide, 5:3
Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

İslâm’a giriş, imanla gerçekleşir. İman, Allah Teâlâ’nın son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirdiği, o’nun da tebliğ ettiği şeylerin tümüne tereddütsüz inanmak demektir.

İslam Nedir?

İslâm, lügat olarak teslim olmak ve boyun eğmek demektir. Dinî ıstılah olarak ise, İslâm dinine girmek anlamına geldiği gibi, İslam dininin kendisine de İslam denilir. Ayrıca, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in getirmiş olduğu dine kelime-i şehadeti söyleyip, kalp ile inandıktan sonra, gerekli amelleri yapmak üzere teslim olmaya da İslâm denir. İslâm Dininin kurallarına uyan, İslâm’ın kurallarını hayata geçiren kimseye de müslüman denir.

İslâm denince ilk olarak yerine getirilmesi gerekli olan ibadetler aklımıza gelir. Bunlar, beş vakit namaz kılmak, zekât vermek, ramazan ayının orucunu tutmak, ömürde bir defa haccetmek, cihad etmek gibi ibadetlerdir.

İslâm dininin Ümmet-i Muhammed’e tahsis edilmesinin bir sebebi de tevhid inancının bayrağı olan Hz. İbrahim (a.s.) zamanından bu tarafa Allah’ın müslümanları bu isimle isimlendirmiş olmasıdır:

Hac, 22:78
Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “müslümanlar” adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekatı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır!
Bakara, 2:128
Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.

İslam’ın Şartları

Bir insanın müslüman olduğunun işareti sayılan ibadetlere İslâm dininin şartları denir. Bunların başında kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid gelir. Şu âyet buna delalet eder:

Hac, 21:25
Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona: “Benden başka İlah yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.

Peygamber Efendimiz (a.s.) da aynı anlamda şunu ifade buyurur:

Sünen-i Ebi Davut, 3:486
Kimin son sözü “la ilâhe illallah” olursa o cennete girer

İslam’ın şartlarından diğerleri ise topluca şu hadis-i şerifte sayılmıştır:

Camiu’l Usul fi- Ehadis-ir-Rasul, 1/207-208, Mektebetü’l Hulvani baskısı, H. 1389
İslâm beş temel üzerine bina edilmiştir: 1) Kelime-i Şehadet (Allah’tan başka ilah olmadığna; Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Allah’ın elçisi olduğuna şehadet etmek), 2) Namaz kılmak, 3) Zekat vermek, 4) Hacca gitmek, 5) Ramazan ayı orucunu tutmak.

Kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid konularında iman konusu anlatılırken genişçe durulduğu için bir daha tekrarlamak istemiyoruz. Bunun dışındaki İslâm’ın şartları hakkında bu dersimizde kısa bir özetleme yapacağız, daha sonra da detaylarına ineceğiz.

  1. Namaz ibadeti
    Namaz, her müslümanın günlük olarak yapması gerekli olan ibadetidir. İslam dini dairesine giren bir insanın yerine getirmekle yükümlü olduğu ilk ibadettir. Haftada bir eda edilen Cuma namazı da farz bir ibadettir. Namazın farziyyetini ifade eden âyetlerden birisi şöyledir:
    Nisa, 4:103
    … Çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.
    Peygamber efendimiz (a.s.)’a “Hangi amel daha faziletlidir?” diye sorulduğunda; Peygamber Efendimiz (a.s.): “Vaktinde kılınan namazdır” buyurmuştur.
  2. Zekat İbadeti
    Zekat, dinî ölçülere göre zengin kabul edilen ve erginlik çağına gelmiş akıl sahibi bir müslümanın, mallarından belli bir miktarını ki, bu genellikle kırkta bir veya % 2,5 şeklinde ifade edilir, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ihtiyaç yerlerine vermesidir. Zekat, lügat olarak temizlik ve artma manasına gelir. Çünkü zekât insanı günahlardan temizler; zekâtı ödenen malın da bereketlenmesine sebep olur:
    Tevbe, 9:103
    Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
    Muhtaçlara yardım etme işi, müslümanın kendi keyfine bırakılmamıştır. Bizzat Allah’ın emri gereği zorunlu olmuştur. Çünkü malın gerçek sahibi Allah’tır; insan onun emanetçisidir.
    Furkan, 25:2
    Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.
    Bakara, 2:195
    Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü hareketinizde dürüst davranın. Çünkü Allah dürüstleri sever.
    Zariyat, 51:19
    Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

    Zekat, kendisinin ihsan buyurduğu mal ile Allah’ın rızasını kazandırır. Malı gaye olmaktan çıkarır. Allah’ın rızasını kazandırma vesilesi olur. İnsanın başkalarını düşünmesine ve merhemt etmesine zemin hazırlar. Toplumsal barışın oluşmasında etkin olur.
  3. Oruç İbadeti
    İbadet niyetiyle, tan yerinin ağarmaya başlamasından itibaren, akşamleyin güneş tamamen batıncaya kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalınarak eda edilen ibadettir. Dinî, ahlâkî, sosyal ve sağlık açısından insana bir çok yararı vardır.
    Bakara, 2:183
    Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
    Oruç, sabrı, meşakkate göğüs germeyi ve en önemlisi nefse hakim olma melekesini kazandırır ve iradeyi güçlendirir. Oruç tutan insan, aç, muhtaç ve bi-ilaç insanların durumunu daha iyi anlar. Elindeki nimetlerin kıymetini bilir, israftan sakınmayı öğrenir.
  4. Hac İbadeti
    İslâm’ın şartlarından birisi de şartlarını bünyesinde toplamış olan bir müslümanın ömründe bir defa Ka’be’yi ve diğer kutsal mekanları usulünce ziyaret etmek olan Hac ibadetidir. İslâm’da farz olan ibadetlerden birisidir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de hac ibadetinin farz oluşu hakkında şöyle buyurmuştur:
    Al-i İmran, 3:97
    Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.
    Bakara, 2:196
    Haccı ve umreyi Allah için tam yapın.
    Haccın farz bir ibadet oluşu hakkında Peygamber Efendimiz (a.s.) ise, şöyle buyurmuştur:
    Mu’cemü’l Müfehres li- Elfaz-ı’l Ehadis, C. 2; shf. 975)
    Allah hac ibadetini size farz kıldı; öyle ise haccediniz.
    Hac öyle bir ibadettir ki, her yıl, dilleri, renkleri, ülkeleri, kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı olan milyonlarca müslümanı bir araya getirir, hep birden onları Allah’a yöneltir, birbirleri ile tanışıp kaynaşmalarını sağlar, birbirlerinin dertlerini paylaştırır, ortak çareler üzerinde düşünmelerine zemin hazırlar. Hele günlük giysilerinden soyunarak beyaz kefen bezlerine bürünen müslümanlar, ölmeden önce ölmenin eğitimini alırlar; varlıkla, makamla ve mevki ile gurura kapılmanın yersizliğini öğrenirler. İnsanlar arasında fark gözetmemeyi, eşitliği tatbik ederek dünyaya ilan ederler. Ölüm ve ölümden sonraki hayatı unutmamayı fiilen yaşar ve öğrenirler. Kısa bir giriş yaptığımız İslam ve İslam’ın şartları konularını bundan sonraki derslerimizde daha detaylı bir şekilde ele alacak ve işleyeceğiz.

 

Alınacak Dersler

  1. İnsan fıtratı dışardan etkilenmelerle bozulmaz ise, Hakk’ı kabul eder. Elbette Allah (c.c.)’ın nasip etmesi de gerekir.
  2. İnsanın yaratılış gayesi Allah’a inanmak ve O’na kulluk etmektir.
  3. Silim kökünden gelen İslam’a inanan insanların, ellerinden ve dillerinden hiç bir canlı zarar görmez.
  4. İslam’ın kelime-i şehadet, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve hacca gitmek gibi temel ibadetlerin yanında, daha bir çok ibadetler de söz konusudur.
  5. Namaz ve oruç bedenle eda edilen ibadetlerin, zekat mal ile yerine getirilen ibadetlerin, hac ise hem beden hem de mal ile ifa edilen ibadetlerin temsilcileridir.

Tüm Ev Sohbetlerini burdan indirebilirsiniz.

Fatih Şahin

Fatih Şahin 2010 yılından günümüze kadar Merkez Camii Reutlingen Şube Yönetim Kurulunda yer almaktadır. Son olarak Cami Sekreterliği ve EMUG Başkanlığı görevini ihya etmektedir ve mesleki hayatında bilgisayar mühendisi olarak çalışmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest